Ad Soyad :
Telefon :
E-mail :
Konu :
Mesaj :
90
PDD
0507 921 33 90
Hoşgeldiniz Bugün ;
23 Eylül 2017
Untitled Document

Kadın Cinsel İşlev Bozukluğu

06.12.2014
Yazan : Uzman Klinik Psikolog Kamil DEMİR

Seksüel disfonksiyon veya bilinen adıyla cinsel işlev bozukluğu hem kadın hem erkekleri yoğun olarak etkileyen çağın en büyük problemlerinden biridir.

Dünya Sağlık Örgütü'nün tanımına göre cinsel sağlık; kişilik, iletişim ve aşkı artıran yollarla cinsel varoluşun bedensel, duygusal, entellektüel ve sosyal yönlerinin bir bütünleşmesidir. Cinsellikle ilgili sorunlar bu bütünlüğün bozulmasına yol açarak, bireylerin ruhsal ve sosyal sorunlar yaşamasına sebep olur.

Cinsel ilişki; iki insanın biyolojik, ruhsal ve sosyal yönleriyle yaşadıkları birleşmedir. Bu birleşmeyi belirli bir şekilde değerlendiremeyiz, bunun bir kuralı yoktur. Taraflar birbirlerine ve çevreye zarar vermedikleri, doyuma ulaştıklarını hissettikleri sürece hangi şekilde ve ne kadar sıklıkla cinsel etkileşimde bulunacaklarına ancak kendileri karar verirler.

Bu yazımda kadınlarda görülen cinsel işlev bozukluklarının nedenleri, belirtileri, tanı ve tedavisiyle ilgili merak ettiğiniz sorularınıza cevap vermeye çalışacağım.

Kadınlarda Cinsel Aktivite Nasıl Gerçekleşir?

Kadının fiziksel ve psikolojik uyarılmasıyla beynindeki bazı yerler harekete geçer. Beyinden klitorise ve diğer cinsel organlara giden emirler sonucu alınan uyarı cinsel tepkimeye dönüşür. Bu da demek oluyor ki kadın cinsel ilişkiye beyniyle katılır ve bunun için kadının psikolojik hazırlığı da seks için büyük önem taşır.

Kadın için cinsel ilişki 4 basamakta gerçekleşir:

   1- Heyecanlanma Aşaması
   2- Düzlük Aşaması
   3- Orgazm Aşaması
   4- Çözülme/Gevşeme Aşaması

Her bir aşamada kadında farklı değişiklikler olur ve cinsel ilişki tamamlanır.

Heyecanlanma Aşaması

Fiziksel ve psikolojik uyarılma olur. Kadın bir yandan geçmiş cinsel izlenimleri ve fantezileriyle psikolojik uyarım sağlarken diğer bir yandan da kadında, devam eden ve belirli bir tempodaki ön sevişmeyle fiziksel uyarım oluşur. Bu aşama herkeste farklı olur bu süreç birkaç dakikadan, birkaç saate kadar devam edebilir. (Burada bir parantez açmakta yarar var. Geçmiş deneyimler bizim için anahtar kelime sayılır. Ülkemizde kadınların birçoğunda cinsellik evlilikten sona başladığı için geçmiş deneyimler kısmının içi doldurulamıyor. Bu da evliliğin ilk yıllarında yaşanan cinsel isteksizliğin deneyimsizlikle de bağlantılı olabileceği anlamını taşıyor.)

Kadın uyarıldığında vajinasında ve diğer cinsel organlarında kan dolaşımı artar ve vajinası ıslanır. Kadında vajinanın 1/3 alt kısmında daralma olurken 2/3'lük üst kısmında uzama ve genişleme olur. Rahmi yukarıya yükselir. Vajinadaki ve rahimdeki bu değişikliğin spermin geçişini ve yumurtalıkların döllenmesini kolaylaştırdığı düşünülmektedir. Kadındaki klitoris erkekteki penise benzer şekilde sertleşir. Bununla birlikte kadının göğüsleri genişler ve meme uçlarında sertleşme oluşur. Kalp hızlanır ve kan basıncı artar, kasları daha duyarlı hal alır. Sinir sisteminin etkilenmesiyle damarlar genişler ve buna bağlı olarak kadında yanak, boyun, göğüs ve karnının üst bölgelerinde kızarıklıklar olmaya başlar.

Düzlük Aşaması

Yüksek seviyede cinsel uyarım devam eder ve birçok kadın ön sevişmeyi uzatarak bu aşamanın devam etmesini ister.
Kadında cinsel organlarına ait kaslar kasılmalar olur, kadının vajinasının ağız kısmı genişler, cinsel salgıları artar. Kızarıklıklarında, nabız ve tansiyonunda artma olur, solunumu hızlanır, kaslar daha fazla gerilir.

Orgazm Aşaması

Bu aşama cinsel heyecanın en üst seviyesidir. Bir önceki aşamada oluşan kas ve sinirlerindeki gerilimler aniden gevşer ve takip eden süreçte kadında tüm vücudu saran bir takım kasılmalar oluşur. Ortalama orgazm süresi 18–22 saniye arasıdır. Cinsel aktivite boyunca giderek artan solunum, kalp hızı ve kan basıncının en yüksek olduğu aşama, orgazm aşamasıdır.

Gevşeme Aşaması

Bu aşamada kadında yoğun bir ter boşalımı yaşanır ve bunun ardından vücut cinsel ilişki öncesi haline dönmeye başlar. Cinsel organlara dolmuş olan kan boşalır, salgılar azalır, klitoris normal haline ve uterus da normal pozisyonuna döner. Meme uçlarındaki sertleşme yok olur ve göğüsleri eski haline döner. İlişki başında oluşan kızarıkları geçer; kalp atışı, solunumu ve kan basıncı normalleşir, gevşeme ve rahatlama oluştuğu için mutluluk hissedilir.

Kadın cinsel işlev bozukluğu nedir?

Kadında cinsel işlev bozuklukları
   1-Cinsel istek bozukluğu
   2-Cinsel uyarılma bozukluğu
   3-Cinsel ağrı bozukluğu
   4-Orgazm bozukluğu, olarak tanımlanabilir.

Cinsel istek bozuklukları

Cinsel isteğin azlığı veya yokluğu olarak görülebileceği gibi cinsellikten tiksinme ve kaçınma şeklinde görülebilir. Bu durumlar organik ve psikolojik nedenlerden kaynaklanabilir. Cinsel aktiviteye veya fantezilere karşı isteksizlik ve ilgisizlik vardır. Bu durumu yaşayan kadın, hayatı boyunca ya hiç tatmin olmamıştır ya da cinselliğe olan ilgisi daha sonradan azalmıştır. Bu problemi yaşayan kadın çok zor orgazm olur ve olsa da bu durum nadiren gerçekleşir. Cinsel isteksizliğin nedenleri arasında; olumsuz cinsel deneyimler, cinsel organlara veya hormonlara ait bozukluklar, kullanılan bazı ilaçlar, kadının kendisine olan güvensizliği, partneriyle cinsel ilişki haricinde olumlu yönde paylaşımın olmaması, yaşanan yoğun stres ve depresyonda olması sayılabilir. Sebeplerine bakacak olursak kişinin çocukluğundaki gelişim dönemlerine ait takıntıları, yanlış ve yetersiz cinsel bilgileri, tecavüze uğraması veya travmaya maruz kalması, cinselliğe karşı olan korku ve endişeleriyle partnerin uygun olamayan ve taciz içeren yaklaşımları olabilir.

Çiftler birbirlerine cinsel istek, ihtiyaç ve tercihlerini söyleyebilmeli, birbirlerine karşı sabırlı ve anlayışlı olmalı, cinsellik haricinde de uyumlu bir birliktelik sağlamalı yani aslında aynı zamanda iki iyi arkadaş olabilmelidirler. İstek bozukluğunun devam etmesi halinde cinsel terapi almak sorunun çözüme ulaşmasına yardımcı olacaktır.

Cinsel uyarı bozuklukları

Uyarılma bozukluğu yasayan kadınlarda ön sevişme ve cinsel ilişki boyunca zevk almaya yetecek kadar uyaran oluşmaz. Uyarı alamama nedeniyle gerekli fizyolojik hareketler (klitoris sertleşmesi, vajina ıslaklığı) oluşmaz ve cinsel haz ve orgazm zorlaşır. Bu durumda olan kadınlar bu şekilde de ilişkiye girebilirler, fakat vajinada ıslanma yeterli olmadığı için tahriş olur ve bunun sonucunda ağrı ve yanma oluşur. Sebeplerine bakacak olursak hastalıklar (diyabet gibi), hormonel sıkıntılar, menopoz dönemi, kullanılan ilaçlar, geçirilen cerrahi operasyonlar sonucu ortaya çıkabilen sinir zedelenmeleri ve partnere duyulan öfke ya da sekse karşı isteksizlikler sayılabilir.

Bu durum oluştuğunda öncelikle fiziksel muayene için bir doktora ulaşılmalı, eğer fizyolojik bir durum söz konusu değilse cinsel işlev bozukluğunda olduğu gibi cinsel terapi alınmalıdır.

Cinsel ağrı bozuklukları

Tıp dilinde ki adı "disparoni" ve cinsel ilişki sırasında ağrı yaşanması anlamına gelir. Kadınlarda cinsel organlara yönelik cerrahi girişimlerden sonra %30 oranında ağrı bozukluğu geliştiği gözlenmekte ve bu şikayetlerle doktora başvuran kadınların %40 civarında üreme organlarında tıbbi problemlere rastlanmaktadır. Bunun dışında partnerle ilişkide uyumsuzluk da, psikolojik kökenli ağrı bozukluğuna neden olabilmektedir.

Araştırmalar gösteriyor ki ağrı bozukluğu ile doktora başvuran kadınların yarısında bir kısmında, vajinismusa da rastlanmaktadır. Vajinismus; vajinanın 1/3 dış kısmının cinsel ilişki aşamasında istemsiz olarak kasılması ve penisin girişine engel olmasıdır. (Bu konuyu önceki makalemde ayrıntılı şekilde inceledik.)

Çözüm için tıbbi tedavi, psikoterapi ve cinsel terapi almak gereklidir.

Orgazm bozukluğu

Hiç orgazm olamama veya orgazma zor ya da nadiren ulaşma şeklinde görülen bir problemdir.

Bazı kadınlar vajinal yolla orgazm olamamış olsa da klitorisin uyarılması sonucu orgazma ulaşabilirler. Bu duruma bir orgazm bozukluğu diyemeyiz.

Kadının orgazma ulaşabilmesinde yeterli uyarılma ve ön sevişme ile cinsel aktivitenin süresi önem taşır. Zaman zaman kadında organik veya psikolojik bir sorun gözlenmediği halde, partnerinin erken boşalma gibi cinsel sorunları nedeniyle de ilişki orgazmla sonuçlanmayabilir.

Kadınlarda cinsel işlev bozukluğu sebepleri

Cinsel işlev bozukluğu çeşitli organik ve psikolojik nedenlerle oluşabilir.

Organik nedenler

Organik nedenlere göz atacak olursak:

• Sistemik hastalıklar ve damarsal nedenler

Şeker hastalığı, kalp rahatsızlığı, hipertansiyon, yüksek kolesterol gibi çeşitli sistemik problemler, damar sertliği gibi damar yapısına ait sorunlar ve sigara kullanma gibi nedenler cinsel organlara kan akışını bozulabilirler.

Kadının enerjisini ve özbakım gücünü azaltan kronik hastalıkları ve yaşamında değişikliğe yol açan ağır sağlık sorunları da cinsel işlev bozukluğuna neden olabilmektedir.

• Nörolojik nedenler

Nörolojik hastalıklar veya çeşitli nedenlerle (Şeker hastalığı, travmalar, cerrahi girişimler vb) sinir zedelenmeleri sonucunda beyinden cinsel organlara giden mesajlarda engellenme oluşur. Omurilikte oluşan yaralanmalar, sara nöbetleri, beyin damarlarına ait hastalıklar, Alzheimer ve Parkinson ve sinir sistemine ait enfeksiyonlar nedeniyle cinsel işlev bozukluğu oluşabilir.
Rahmin alınması gibi üreme organlarına yapılan cerrahi operasyonlar ile mesane ve bağırsağa yönelik operasyonlar sırasında oluşabilen sinir zedelenmeleri de, cinsel işlev bozukluklarına neden olabilmektedir.

• Hormonal nedenler

Üreme organlarının gelişmesini ve cinsel ilişkinin çeşitli aşamalarında oluşması salgılanması beklenen hormonların, salgı düzeyleri azaldığında da cinsel işlev bozukluğu oluşabilir.

• Cerrahi girişimler

Üreme organlarına yapılan çeşitli cerrahi operasyonlar sinir zedelenmesine yol açabilmenin yanı sıra, hormonsal düzeni de bozabilmekte ve vücutta oluşan değişiklikler sebebiyle de cinsel işlev bozukluğuna neden olabilmektedir.

Özellikle meme alınması veya mesane ve bağırsağa yönelik operasyonlarda, kadının beden algısı bozulabilmekte ve cinsel yaşamı da bundan etkilenebilmektedir.

• Tedavi ve ilaçlar

Bazı tedaviler, kullanılan bazı ilaçlar ve madde kullanım alışkanlıkları (uyuşturucu, alkol, sigara, uyarıcılar vs.) cinsel yaşamı etkiler. Bazı kalp, tansiyon, depresyon, hormonal problemler, kanser ve mide rahatsızlıklarını tedavi etmede kullanılan ilaçlar ve kemoterapi ve radyoterapi gibi tedaviler adet döngüsünü, cinsel organların yapısını değiştirebilmekte ve dolayısıyla da cinsel yaşamı olumsuz etkileyebilmektedir.

• İleri yaş

Yaş ilerledikçe klitoristeki sertleşme ve vajinadaki genişleme yeteneği bozulabilir.

• Menopoz

Menopozla birlikte azalan östrojen salgısına bağlı olarak, vajinanın boyutlarında küçülme ve ıslaklığında azalma sonucu cinsel ilişki sırasında ağrı oluşumu nedeniyle cinselliğe olan ilgi azalabilir.

Psikolojik nedenler

Çocukluk çağı, yetiştirilme tarzı ve bu dönemde kazanılan çeşitli yaşam deneyimleri, alışkanlıklar ve takıntılar bireyin hayatının etkiler.
Bozuk aile ilişkileri içinde, yanlış veya yetersiz cinsel bilgilerle büyüyen ya da çocukluğunda cinsel yönden travma yaşayan bireylerde, cinsel işlev bozukluğuna yatkınlık oluşur.

Hayatın ileri evrelerinde yaşanan cinsel başarısızlıklar, depresyon, aldatılma, hamilelik ve doğum sonrası oluşan psikolojik problemler, organik hastalıklara tepki, partnerindeki cinsel problemler ve partneri tarafından cinsel şiddete maruz bırakılma gibi nedenlerle cinsel işlev bozukluğuna neden olabilir.

Belki de en az fark edilen, kabullenilen ve hatta dillendirilen problem çiftler arasındaki çekiciliğin kaybolması ve sonucunda ilişkinin bozulmasının yol açtığı cinsel isteksizliklerdir.

Bunlara kişinin kendine güvenmemesi, cinsellik yaşamadan ve olası başarısızlıklardan korkması, cinsellik hakkında ki yanlış inançları, ön sevişmenin yetersizliği ve yaşanan psikiyatrik rahatsızlıkları da eklediğimizde sorunun çözülmesi zorlaşır.

Özellikle sonradan oluşmuş orgazm bozukluklarında, organik nedenlere psikolojik temelli sorunlar da eşlik edebilir. Çeşitli psikolojik kökenli nedenlere partner tarafından reddedilme korkusu, vajinanın zarar görebileceği endişesi ve suçluluk duyguları ön plana çıkmaktadır.

Kadınlarda cinsel işlev bozukluğunun belirtileri

Cinsel işlev bozukluğu yaşayan kadınlarda en sık görülen şikayetlerine bakacak olursak:

   1- Cinsel ilişki anında uyarılmanın gerçekleşmemesi
   2- Cinsel ilişki sırasında vajina içerisindeki kayganlığın çok az ya da hiç olmaması
   3- Cinsel isteğin ve sekse duyulan ilginin çok az olması ya da hiç olmaması
   4- Zor orgazm olma ya da hiç orgazm olamama
   5- Cinsel ilişki sırasında ağrı olması ve rahatsızlık hissi
   6- Cinsel organlarda hissizlik oluşması
 

Kadınlarda cinsel işlev bozukluğu tedavisi

Yukarıda sıraladığımız sebeplerden birine ya da birkaçına sahipseniz cinsel işlev bozukluğu yaşıyor olabilirsiniz. Bu durumdaysanız çözüm için neler yapılabileceğine bakalım.

Cinsel işlev bozukluklarının sebebine ve hastanın genel durumuna göre ilaçlı tedavilerden, psikoterapiye kadar uzanan bir tedavi yelpazesi vardır. Yani gelen danışan önce doktor tarafından fiziksel muayeneden geçirilmeli ve ardından cinsel terapiye alınmalıdır.

Fizyolojik kökenli Cinsel işlev bozukluğu mutlaka bir doktor tarafından tedavi edilmelidir.

Cinsel işlev bozukluğunun kökeni psikolojik ise danışanlarda ve partnerlerinde çeşitli psiko-sosyal sorunlar da görülebilir. Bu sorunlar cinsel işlev bozukluğunda kimi zaman neden, kimi zaman da sonuç olarak karşımıza çıkarlar.

Cinsel yaşamdaki aksaklıklar da çiftler arasında sürtüşmelere ve ilişkilerin bozulmasına neden olabilir. Yani sağlıksız ilişki sağlıksız cinsel yaşama, sağlıksız cinsel yaşam da sağlıksız ilişkiye neden olabilir. Cinsel işlev bozukluğuyla başvuran çiftlere çoğu zaman psikoterapi, aile terapisi ve cinsel terapinin birlikte uygulanması gerekir.